|
Tüketicinin
korunmasına ilişkin Dünyadaki ve Avrupa Birliği'ndeki gelişmeler şu
şekilde bir seyir izlemektedir:
Dünyada tüketici
hareketi ve tüketicinin korunması fikri, günümüzdeki anlayış ile ilk
kez ABD'de karşımıza çıkmış, oradan tüm dünyaya yayılmıştır. ABD'de,
zayıf konumdaki tüketicileri daha güçlü kılmak amacıyla, gerek
federal devlet düzeyinde gerek tek tek eyaletler çapında çok sayıda
yasa hazırlanmış ve mahkeme içtihatları ile bu koruma desteklenmiştir.
Ancak konunun genişliği dolayısıyla, tek bir yasa
hazırlanmamış, tüketici hukukunu ilgilendiren konular ayrı ayrı ve
oldukça kapsamlı bir seklide düzenleme altına alınmıştır. ABD'de
Sanayi Devrimi'nden bile önce, "kusursuz sorumluluk" ilkesi
benimsenerek, tüketici güvenliğinin temeli atılmıştır. Mamulün
tüketiciye zarar vermesi halinde, bu zararın kendi kusurundan ileri
gelmediğini üretici ispatlamak zorunda bırakılmış; böylece ispat
yükünün ağırlığından kurtulmak isteyen üreticiler, mamullerini
standartlara uygun üretmeye ve kalite belgeleri almaya başlamışlardır.
Amerikan Standartlar Enstitüsü, Amerikan Kalite Kontrol Derneği ve
basın mamullerin kalitesini denetlemede önemli bir rol üstlenmiştir.
ABD'de yaşanan bu hızlı gelişimin etkisiyle, önce gelişmiş ülkeler,
onları takiben gelişmekte olan ülkeler, kendi hukuk sistemlerini
tüketiciyi koruyucu hükümlerle güçlendirmeye başlamıştır.
Uluslararası pek
çok kuruluş da, bu alanda önemli çalışmalar yürüttüğü gibi, yine
ülkelere büyük ölçüde destek vermektedir. Bu kuruluşlar arasında en
önemlileri Birleşmiş Milletler ve OECD olarak belirtilebilir.
Birleşmiş Milletler bünyesinde tüketicinin korunması konusu ilk kez
ayrıntılı olarak 1975 yılında ele alınmış ve bu alanda uluslararası
boyutta çalışmalar yapılması kararlaştırılmıştır. Ardından 9 Nisan
1985 tarihinde üye ülke delegasyonlarının oybirliği ile "Tüketicinin
Korunmasına İlişkin Temel Esaslar" isimli Deklarasyon kabul
edilmiştir. Bu Deklarasyon ile hem sekiz başlık halinde tüketicilerin
temel hakları ortaya konulmuş, hem de tüketicinin korunmasına ilişkin
temel hedefler en genel anlamı ile belirlenmiştir. Güvenlik ve güven
duyma hakkı, bilgilenme hakkı, seçme hakkı, temsil edilme (sesini
duyurma) hakkı, temel ihtiyaçların karşılanması hakkı, tazmin edilme
hakkı, eğitim hakkı, sağlıklı bir çevreye sahip olma hakkı Deklarasyon
ile belirlenen temel haklardır. Birleşmiş Milletlerin yanı sıra, yine
uluslararası bir kuruluş olan OECD'de, tüketicinin korunmasına ilişkin
kapsamlı çalışmalar yapmaktadır. Tüketiciyi ilgilendiren pek çok
değişik ve özellikle yeni alanlara ilişkin araştırmalar yapan OECD,
bulgularını ayrıntılı raporlar halinde yayınlamaktadır. Örneğin son
olarak, Eylül 1999 tarihinde, tüm dünyada hızla gelişen ancak
tüketicinin de büyük ölçüde korunmasına ihtiyaç duyulan elektronik
ticaret alanında “Elektronik Ticarette Tüketicinin Korunmasına İlişkin
Temel İlkeler" isimli bir rapor taslağı yayınlanmıştır. OECD raporları
ile hem yeni gelişen kurumlara hukuki açıdan yaklaşılmakta hem de yeni
gelişmeler karşısında tüketicilerin nasıl daha etkili korunabileceği
üzerinde durulmaktadır. Küreselleşmenin kazandığı ivme dolayısıyla
tüketicinin korunması açısından uluslararası gelişme ve ilişkilerin
izlenmesi yaşamsal öneme sahiptir.
Bu ilişkiler iki ana
grupta ele alınabilmektedir:
* Resmi
nitelikteki ilişkiler,
* Gayri resmi
nitelikteki ilişkiler.
Resmi nitelikteki
ilişkiler; Hükümetler arasında, hükümet ve Avrupa Birliği ilişkileri,
hükümet ve Birleşmiş Milletler ilişkileri, hükümet ve uluslararası
tüketici örgütleri ilişkileri ve hükümet ve Dünya Ticaret Örgütü (WTO)
ilişkileri olarak özetlenebilir. Gayri resmi nitelikteki ilişkiler;
genel olarak tüketici örgütleri ve diğer sivil örgütlerin kanalları
ile sürdürülecek ilişkilerdir.
|