E-ticaret kavramı

Uygulama şekilleri

E-ticaretin tarafları

Gelişme süreci

E-ticaretin Etkileri
  Avantajları ve dezavantajları

Tüketicinin korunması

Türkiye'de mevcut durum

Dünyada mevcut durum

Anket sonuçları

 
  Anasayfa   Linkler  Hakkımızda  E-Mail

 

  z

Bilindiği üzere, 4077 sayılı Kanun 8 Eylül 1995 tarihinden beri ülkemizde uygulanmakta olup, bu konuda önemli gelişmeler kaydedilmiş bulunmaktadır. Kanunun 8 ve 9 uncu maddeleri kapıdan satışları düzenlemektedir. Kanuna ve TRKGM-95/136-137 sayılı Kapıdan Satışlara İlişkin Uygulama ve Esaslara Dair Tebliğ'e göre kapıdan satış; işyeri, fuar, panayır gibi satış mekanları dışında önceden mutabakat olmaksızın tüketicinin evinde veya işyerinde yapılan satışlar ile toplantılı, katalogdan seçim yoluyla yapılan ve mesafeli satışları içermektedir. Bu tanımdan hareketle, on-line yapılan satışların da bir anlamda kapıdan satış gibi değerlendirilebileceği kabul edilebilir.
 

Bu tür satışlarda Kanun tüketiciye 7 günlük cayma hakkı tanımıştır. Tüketici herhangi bir gerekçe göstermeksizin 7 gün içinde malı iade edip ödemiş olduğu para ve kıymetli evrakı geri isteme hakkına sahiptir. Ancak, Kanunun 9 uncu maddesine göre satıcının tüketiciye vermek zorunda olduğu cayma bildirim belgesinin nasıl verileceği ve bunun nasıl belgeleneceği hususunun çözülmesi  gereken  bir sorundur.

Diğer taraftan, Kanunda tüketici kredilerine, aldatıcı ticari reklam ve ilanlara ilişkin özel düzenlemeler de bulunmaktadır. Bu düzenlemeler de elektronik ticarette uygulanabilecek niteliktedir.

Ancak, haksız sözleşme şartlarının düzenlenmesini yasaklayan ve “Genel İşlem Şartları” denilen yasal düzenlemelere ve elektronik imza ile elektronik noter gibi konuların düzenlenmesine, ayrıca 4077 sayılı Kanunun kapıdan satışlara ve ayıplı maldan dolayı ürün sorumluluğuna ilişkin düzenlemelerinin yeniden gözden geçirilmesine ihtiyaç olduğu da gözden kaçırılmamalıdır.

 

Dünyada ve Türkiye’de e-ticaret çalışmalarında,  hukuki sorunlara şu temel yaklaşımlarla yanıt verilmektedir:

 

*      Hızla bir yasal düzenlemeye gidilmesi gereken konu, sayısal imzanın hukuken tanınmasıdır.

*      Sayısal imzanın hukuken tanınabilmesi için, açık anahtarlı altyapının kurumlarıyla kurulması gerekmektedir. Bu bağlamda, örneğin onay kurumları ve standartları yasalarca tanınmalıdır.

*      Sayısal imza yürürlüğe girene kadar, "delil sözleşmesi" uygulamasına gidilerek, e-ticaretin önü açık tutulmalıdır. Türk hukuk sistemide bu uygulamaya izin vermektedir.

*      Uluslararası çalışmalarda da önerildiği üzere, e-ticareti yapan tarafların tayin edeceği hakemlerle ihtilafların çözümüne gidilmelidir. Türk hukuk sisteminde, "tahkim" olarak nitelenen bu uygulama, yazılı olarak kabul görmektedir.

*      Elektronik ortamda yapılan sözleşmelerde borçlar kanunun öngördüğü "sözleşme serbestisi"  ilkesi uygulanabilir. Uygulamadaki anlaşmazlıkları en aza indirmek amacıyla, uluslararası çalışmalar incelenerek bir hukuki terimler sözlüğü oluşturulmalıdır.

*     Dünyadaki eğilimlere paralel olarak, özel sektörün oto-kontrol sistemleri geliştirerek, e-ticarette güveni sağlaması desteklenmelidir.

  

Türkiye'de tüketicinin bilgilendirilmesi ve örgütlenmesi konusunda şu aşamaların izlenmesi gerekecektir:

 

*     Kırsal  ve kentsel  kesimde yaygın  eğitim    hedef alınarak; tüketicilerin,  satın almadan önce almak istedikleri mal ve hizmetin özellikleri ile ilgili plan yapmaları, satın almada çeşitli bilgi kaynaklarını kullanmaları, bunun yanı sıra değişik mağazaları kalite, ve servis bakımından karşılaştırmaları konularında tüketici örgütleri ve Belediyeler tarafından eğitici seminerler düzenlenerek ve pazar yeri vb. alanlarda açılacak standlarla bilgilendirilmeleri sağlanmalıdır. Bu eğitimde konu ile ilgili uzmanlardan yararlanılmalıdır.

*     Radyo, TV ve    diğer yayın organlarında tüketicilerin bilgilendirilmesi yönünde yayınların    yapılması    zorunluluğu    getirilmelidir.     Tüketicilerin    sağlığının    korunması bakımından   yayın yapan etkileşimli özel bir televizyon kanalı mümkünse TRT tarafından açılmalıdır. Ayrıca tüketicileri bilinçli alışverişte temel ilkeler, para idaresi, elektrikli ve elektronik araçların, mobilyaların, giyim eşyalarının, temizlik maddelerinin, yiyeceklerin seçilmesi ve satın alınmasında dikkat edilecek hususlar, tüketici hakları vb. konularda bilgilendirecek, yayınların hazırlanması sırasında uzmanlar ve yayıncılar işbirliği halinde  çalışmalıdır. Yayınlar tüm aile bireylerinin izleyebileceği saatte olmalıdır.

*     Tüketicilerin  bilgilendirilmesinde   üreticilere  de  önemli  görevler düşmektedir. Üreticiler, ürettikleri mal ve hizmetlerin niteliklerini, varsa kullanımdan doğabilecek olumlu ve olumsuz yönlerini, tüketicilere aktararak bilgilenmelerini sağlamalıdırlar. Üreticiler sektör bazında "Tüketici Danışma Birimleri"ni kurmalı ve daha yaygın hale getirmelidirler.

*     İşletmeler tüketicilerle iletişim kurma yollarını araştırmalı, tüketici görüşlerine önem vererek onların dilek ve şikayetlerini izleme, değerlendirme ve çözüme kavuşturmada "Tüketici Danışma Birimleri" gibi işletme içi mekanizmalar oluşturmalıdırlar. Tüketici sorunları ile İlgili çözümler üretmede, tüketici ve üretici arasında bilgi akışını sağlamada ev ekonomistlerinden ve pazarlama uzmanlarından yararlanılabilir.

*     Tüketicinin bilgilendirilmesinde ambalaj büyük önem taşımaktadır. Bu sebeple TS-4331 Ambalajlama Genel ilkeleri, Ambalajların İşaretlenmesi ve Etiketlenmesi standardının mutlak surette tatbik edildiği madde, mamul ve mahsüllerin belgelendirilmesi faaliyetleri bütün sektörlerde yaygınlaştırılmalıdır. Ayrıca ürün ambalajında üretici firmaya ilişkin ticari ünvan, adres, telefon vb. bilgiler bulunmalı, tüm mal ve hizmetlerde barkod uygulamaları yaygınlaştırılmalıdır.

*     Tüketici kredisi kullandıran banka ve finans kurumlarına ait   boş sözleşmelerin tüketicilerin incelemesine sunulması saklanmalıdır.

*     Tüketicinin  salın  aldığı  ya  da  kiraladığı   konut ve  İşyerleri   hakkında teknik özelliklerine ilişkin bilgi edinebileceği bir konut kimliği oluşturulmalıdır.

*     Çeşitli ev araçları, tekstil maddeleri, gıda maddeleri ve diğer tüketim mallarının karşılaştırmalı testlerinin yapılması için tarafsız kuruluşlarca test laboratuarları kurulmalı, malların kullanım kolaylığı, kalite performansı gibi konular kitle iletişim araçlarımla ve tüketici bültenleri gibi yayınlarla tüketicilere duyurulmalıdır.

*     Elektronik ticaretin yaygınlaşması ile birlikte, Internette ver alan yanıltıcı aldatıcı reklamlar, Internetle alışverişte tüketici hakları gibi tüketicinin korunmasını gerektiren konuların, 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamına alınması ya da yeni bir yasal düzenlemenin yapılması ve bu konuda tüketicilerin örgün ve yaygın eğitim yoluyla bilgilendirilmeleri sağlanmalıdır.

*     Tüm kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan kamu görevlilerinin hiçbir kısıtlama ve özel   izne   bağlı kalmaksızın   özgürce   tüketici   örgütlerine   üye  olabilmeleri   ve  tüketici örgütlerinin organlarında görev alabilmelerinin sağlanması, bu anlamda Anayasa, Dernekler Yasası ve kamu kuruluşlarının kendi özel masalarında bulunan tüketicilerin örgütlenmelerini engelleyici hükümlerinin kaldırılmasına ilişkin mevcut yasalarda değişiklik yapılmalıdır.

*     Aynı amaçla ya da benzer faaliyet gösteren uluslararası tüketici kuruluşlarının tüketiciler yararına düzenlediği sempozyum, konferans ve toplantılara katılabilme, projelere anılan kuruluşlardan ayni ve nakdi yardım alabilme, bu kuruluşlara üye olabilme, ülkemizdeki bağımsız tüketici kuruluşlarının düzenlediği faaliyetlere uluslararası kuruluşların katılabilmesi konusunda gereken yasal ve idari koşullar yeterli bir şekilde oluşturulma ve sözü edilen kuruluşlarla işbirliğinin rahatça ve kolayca yapılabilmesinin sağlanmasına yönelik düzenlemeler gerçekleştirilmelidir.

*     4077 sayılı Kanun'un    29. maddesinin yeniden düzenlenerek; özel ödeneğin % 25"inin Rekabet Kurumu'na,  % 50'sinin Tüketicinin Korunması Yasasının uygulanmasıyla ilgili çalışmalar yapan Hakem Heyetleri Tanıtım ve Eğitimine, % 25'inin tüketici örgütlerinin üretecekleri projelerin finansmanına ayrılması sağlanmalıdır. (Bu konuda karşı oy bulunmaktadır.)

*     4077    sayılı   Kanun"da    tüketicilerin    veya    tüketici    örgütlerinin    reklamın durdurulmasını veya düzeltilmesini talep etme hakkı yoktur. Bu hak tüketici ve tüketici örgütlerine de tanınmalıdır.

 

E-ticaretin Türkiye’de  gelişmesi ve özendirilmesi için devletin yapması gereken girişimler vardır.

Devlet tüm kamu kurumlarında elektronik alt yapıyı kurma yükümlülüğünü üstlenmiştir. Bu bağlamda, idare etme ve hizmet verme fonksiyonlarını icra ederken, elektronik ticaret alt yapısı ve araçlarının (bilgi iletişimi anlamında) devletin kendisi tarafından kullanılması teşvik politikasının en önemli unsurunu oluşturacaktır. Bunun yanında;

 

*    Hedef kitle KOBİ’ler olmak üzere, elektronik ticaretle ilgilenen kişi ve kuruluşlar için, ilgili merciler tarafından, elektronik ticareti tanıtıcı eğitim programlarının hazırlanarak uygulanmasının sağlanması sistemin gelişmesi için teşvik edici bir unsur oluşturacaktır.

*    Elektronik ticaretin gerektirdiği bilgisayar yazılım ve donanımını edinmek isteyen kişi ve kuruluşlara, KOBİ’ler öncelikli olmak koşuluyla, gerekli finansman desteğinin sağlanması e-ticaret özendirilecektir.

*    Dış ticaretle ilgilenen kuruluşlara iş ve Pazar olanakları yaratan, diğer ülkelerin mevzuatına ilişkin bilgiler sunan ve küresel bilgi ağlarına giriş kapısı olan ticaret noktalarının ülkemizde de hızla gelişmesi için gerekli fiziki ve hukuki çerçevenin oluşturulması sağlanacaktır.

*    Sunulan iletişim hizmetleri için alınan ücretlerin olabildiğince düşük seviyede tutulması ile ilgili ilkelerin gözetilmesi sağlanacaktır.

*    Belirlenecek bir geçiş dönemi içinde, kamu kuruluşlarında gerekli teknik ve idari düzenlemeler yapılarak, kamu alım ve satım işlemlerinin elektronik ortamda gerçekleştirilmesi ve böylece devletin her konuda olduğu gibi elektronik ticarette de öncülük görevini yerine getirmesi sağlanacaktır.

*    Servis sağlayıcılara rekabet kuralları gözetilerek özendirici olanakların sağlanması, elektronik ticaretin gelişmesinde özendirici unsurları oluşturacaktır.

 

Elektronik ticaretle ilgili olarak gerek ulusal, gerek uluslararası düzeyde yapılan pek çok toplantıda; elektronik ticaretin, serbest piyasa kuralları ile şekillenmesi, bu şekillenmede özel sektörün ağırlıklı olarak rol alması gereğine değinilmiştir. Örneğin AB Komisyonu  tarafından, Bonn'daki Bakanlar Deklarasyonunda "genel hukuki çerçeve on-line düzenlemeleri de kapsamalı, yeni teknolojilerin hızla gelişme ihtimali gözetilerek, yasal düzenlemelerde teknolojilere karşı yansız bir yaklaşım benimsenmeli, ve en önemlisi gereksiz düzenlemelerden kaçınılmalıdır" şeklinde açıklamıştır. Avrupa Parlamentosu da, ticari faaliyetlerle ilgili gereksiz düzenlemelerin, elektronik ortamdaki arz üzerinde olumsuz etki yaratacağı, bunun maliyet üzerinde arttırıcı etkisi olacağını vurgulamıştır.

Amerika Birleşik Devletlerinde (ABD) de Beyaz Saray, elektronik ticaretin özel sektör tarafından öncü güç olarak götürülmesi gerektiği; devletin, en az düzeyde, saydam, uygulanabilir ve basit bir hukuki çerçeve çizmesi gerektiğini vurgulamıştır. Benzer ifadeler ABD-Avrupa Birliği, ABD-Japonya ortak bildirilerinde de aynen ifade edilmiştir. Bu yaklaşım, özel sektör ile devletin nasıl bir iş bölümü yapacağı, bu işbölümünün hangi konularda olacağı, özel sektörde oto-kontrol kurallarının nasıl hazırlanacağı konularını gündeme getirmektedir.

kitapyurdu.com  ideefixe.com

Pusula Yayıncılığa teşekkür ederiz.

2002 eticaret.org

 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kopyalanamaz

by By